Seyahate Kaç Kişi Çıkmalı?

Seyahat

Written by:

Reading Time: 4 minutes

Seyahate kaç kişi çıkmalı? Bu sorunun cevabına maceracı bir gezginin seyahat anılarından ilham alarak yanıt aramak ister misin? Kendini seyahate adamış gezginimiz Halit senin için seyahat anılarını anlatarak bu sorunun yanıtına ışık tuttu!

Seyahate çıkmak gerçekten fazlasıyla heyecan vericidir. Özgür bir hayatın ilk adımlarını atarken doğru yol arkadaşını seçmek ise gerçekten çok önemli. Eskilerin de dediği gibi “Birini tanımak istersen birlikte yolculuğa çıkmalısın!” Normal hayatta çok iyi anlaştığı arkadaşı ile yola çıktığında, kavga edip yollarını ayıran birçok arkadaşım var. Yol arkadaşlığı, normal bir arkadaşlıktan çok daha fazla uyum gerektiren arkadaşlık türüdür. Yol arkadaşınız ile bütçe, yolculuğa ayrılabilecek zaman, yolculuktan beklentiler,yolculuğa karşı duyulan heyecan, uyuma/uyanma saatleri, yeme alışkanlıkları, keyif alınan şeyler ve tahammül edilemeyen şeyler gibi birçok faktörü paylaşırsınız. Bugün size 3 farklı tarzda yola çıkma deneyimlerimden bahsetmek istiyorum.

Tek Çık

Bu aralar “Tek Çık” sloganı baya popüler oldu. Yolculuklarımın büyük bir çoğunluğuna tek çıktım. Eğer yolda kendinizi bulmak, farklı duygular yaşamak, özgür olmak istiyorsan en az bir yolculuğunuza tek çıkmanı tavsiye ederim. Tek çıktığında saatlerce yürüyebilir veya saatlerce keyfince oturabilirsin, tüm sorumluluk sendedir, daha çok insanla tanışır daha çok etkileşime geçersin veya tam tersini yaparsın. Tek çıktığım bir hikayemi seninle paylaşayım. Türkiye turuma devam ederken Kırklareli’nde İğne adasına kamp yapmaya gittim. Sahilde tek başıma oturmuş, yıllarca yakamoz olarak yanlış bilinen deniz pırıltılarına uzun uzun bakıyordum. Birden deniz pırıltılarının ışık kaynağı olan Ay’a bakmaya başladım. Ardından Ay’ın bu ışığı Güneş’ten alıp buraya yansıttığını farkettim. O an ağzımdan “Deniz pırıltıları aslında gece Güneşin bize kendini göstermesidir!” cümlesi çıktı. Bu cümleyi söyler söylemez sanki yeni bir şey bulmuşum gibi kalkıp sahilde deliler gibi dans ettim. O anı hatırlıyorum da gerçekten farklı hissetmiştim. Bunu bana düşündüren olay ise yalnız olmamdı. Ertesi gün, oradaki balıkçıların yanına gidip selam verdim. Hikayemden bahsedince bana olta hediye ettiler ve birlikte balık tutmaya başladık. Ardından beraber kamp yapmaya başladık. Sabahları balıkçı Rüzgar amcanın hazırladığı muhteşem menemenlerin tadını ömrüm boyunca unutamam. İğne adaya giderken, 2-3 gün kamp yapar yolculuğuma devam ederim diye düşünüyordum ki 10 gün kalmışım 🙂 Dediğim gibi en az bir yolculuğunuza tek çıkın.

İki Kişi Yola Çıkmak


Hayatımda galiba 3 ya da 4 farklı kişi ile gerçekleştirdiğim yolculuk tipidir. İki kişi yola çıkacaksanız yol arkadaşını çok iyi seçmen gerekiyor. Eğer yolculukta iyi anlaştığın birini bulduysanız yolculuğun ardından hemen yeni rotalar çıkarmaya başlamanı öneririm. Büyük ihtimalle anlaştığın kişi ilerleyen zamanlarda hayattaki en iyi arkadaşlarından biri olur. Ben iki kişilik yolculuklarımı genellikle dostum Melih ile yapmışımdır. Kafamız acayip uyuşuyor ve farklılarımızla birbirimizi tamamlıyoruz. Yol arkadaşının olmasının en güzel yanı, insana güven veriyor olması ve yolculuk boyunca hayat hakkında bol bol sohbet etmek olduğunu düşünüyorum. Melih’le çıktığımız bir yolculuğu sizinle paylaşayım. Bosna Hersek’teyiz ve otostopta akşama kalmışız, kimse almıyor. Baktık olacak gibi değil en yakın nerede konaklayabiliriz diyerek haritaya baktık. 8 km ileride Stolac kasabasında bir cami olduğunu gördük ve yürümeye başladık. Akşam akşam sırt çantası ile 8 km yol yürümek gibisi yokmuş (!) onu anladım. Bu arada yürüdüğümüz yol da zifiri karanlık, fenerle yürüdük. Camiye vardık kapı kapalıydı. Caminin ikinci katındaki kapıya doğru yöneldik, kapı yukarı doğru açılan ağır bir kapıydı. Caminin açık olması ve sıcak bir yer bulmak bizi sevindirdi. Saat bu arada 20:00 olmuş, erken yatıp erkenden yola koyulalım diyerek yattık.

Bu zamana kadar her şey güzel sıkıntı yok. Gelelim asıl olaya, uyuduktan biraz sonra, gece iki sularında üzerime bir şeyin düşmesiyle irkilerek uyandım ve hemen uzaklaştım. İlk başta üzerime ne düştüğünü anlayamadım. Çünkü yüzü gözükmüyor, etraf karanlık ve en önemlisi de camideyiz! Ama soğukkanlı olmaya çalıştım ve düşen cisimden tepki gelmesini bekledim. Dikkat edince cüsseli sarhoş bir adam olduğunu farkettim. (Büyük ihtimalle bana dokunacakken dengesini sağlayamayıp üstüme düştü.) Melih sese uyandı ve adamı görmesi ile beraber “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” demesi bir oldu. Hızını alamayıp “We are Muslim, I’m from Turkey” derken Melih’e sakin olmasını söyledim. Biraz sakinleşti ama adamda hala tık yok. Biz de neye uğradığımızı anlamaya çalışıyoruz. Adam uzandığı yerden kalkıp bize uzun bir süre baktıktan sonra konuşmaya başladı. Bir yanda Melih bir yanda ben uyku tutumlarımızla oturmuş adamı dinliyoruz. Sırpların hepsini öldüreceğim, kralları gelsin gibi şeyler söylüyor. (Bizim anlayabildiklerimiz bu kadardı.) ( Ertesi gün öğrendik ki Stoloc’da çetin bir savaş olmuş) Söylenirken de bir elinde ekmek bir elinde şarap var hem yiyor, hem içiyor. Bize siz niye buradasınız gelin benim evde kalın da diyor, laf arasında. Ama adam efsane sarhoş; biz de bir o kadar uykuluyuz. Baktık adamdan zarar geleceği yok evine gitse de biz de uyusak moduna girdik. Yaklaşık 1 saat adam caminin içinde bizle beraberdi ve şişeyi elinden düşürüp şarap döktü, her yeri ekmek kırıntısı yaptı, köşeye çekilip sigarasını içti. Ardından halı bulup üstünü örttü ve yattı. Bir an bize sabaha kadar uyku yok galiba dedim. Isınamayınca gitmeye karar verdi. Minare kapısını açtı ve minareye çıkmaya yöneldi. Ben şimdi başına bir şey gelir diye oranın kapalı olduğunu, aşağı kapıdan çıkmasını söyledim. Bu sefer içerde boş boş dolaşmaya başladı. O ara Melih’e biz susalım o kendi halinde takılır ardından gider dedim. Sonra halıları kaldırıp altlarına bakmaya başladı. Rahat 15-20 dakika halıları kaldırıp indirdi. Melih dayanamayıp ne aradığını sordu. Ne cevap verse beğenirsiniz adam kapıyı aradığını söyledi.(Kapı yerden yukarı doğru açılıyor.) Biz çıldırdık ardından adama kapıyı gösterdik ve sonunda gitti. Tekrar gelir diye yarı uykulu bir şekilde sabaha kadar uyumuşuz. Sabah adamın çöplerini toplayıp tekrar yola koyulduk

. Hayatımda daha önce böyle bir şey hissetmedim. Her duygudan biraz vardı. Yollar insana çok garip şeyler yaşatıyor. Tek olsaydım bende etkileri daha fazla olabilirdi. Ama dediğim gibi iki kişi olunca insan kendini daha güvende hissediyor. Umarım sen de yola çıktığın kişileri iyi seçer ve iyi anlaşırsın.

Kalabalık Yola Çıkmak

Hayatımda yaptığım en eğlenceli yolculuklar istisnasız kalabalık yolcuklardı. Gruptaki büyük çoğunlukla kafalar uyuşuyor ise grup enerjisi ile zaten hep beraber hareket edebiliyorsun. Sokaklarda deliler gibi dans etmeye başladığında çevredeki insanlar da size eşlik etmeye başlıyor. Belki tek başına bu etkiyi yaratman zor olabilir ama 10-15 kişi olunca çevre de sana uymaya başlıyor. Kalabalık gezerken seyahatin daha ucuza geliyor. Mesela otel yerine günlük ev kiralayarak konaklamalarını çok ucuza getirebilirsin. Herhangi bir aktivite yapacağın zaman kişi sayısından dolayı indirimler yaptırabilirsin.

Kalabalık yolculuk yapmak eşsiz bir deneyimdir. Buraya da bir hikaye yazarsam yazı çok uzun olacak. O yüzden, buraya iki görsel ekleyerek nasıl bir ortam olduğunu özetlemek istiyorum. Kalabalık yola çıkmak eşsiz bir deneyim.

Özetlemek gerekirse ,yola çık; tek çık, arkadaşlarınla çık ama bir şekilde yola çık!

Son olarak taibi ki yola çıkarken para kazanmak için Glocalzone’a kaydolup kullanıcıların istediği ürünleri getirmeyi de unutma, göreceksin ki Glocalzone ile hem para kazanarak hem de seyahat etttiğin yerde oranın insanları ile tanışarak farklı bir seyahat deneyimi yaşayacaksın,

Glocalzone Ailesinin sürekli dediği gibi gezdikçe kazan kazandıkça gez!

Yollarda görüşmek üzere..

Comments are closed.